Filistin ve İsrail’deki Arap ve Yahudi İşçilere Çağrı

Amsterdam, 25-05-2021,

Umut ve beklenti ile, dünya çapında işçiler, Arap ve İsrailli konuşmacıların köprü ve trafik kavşaklarındaki ortak gösterileri hakkında haber aldı. Karşılıklı bombalamalar ve katliamlar esnasında teröre ve savaşa karşı komşular ve dost işçiler olarak protesto ettiler. Ateşkesten sonra, kitlesel barış gösterilerine katılımlarda iki tarafta da barış hakkında konuşan fakat gerçekte savaşı hazırlayan güçlerden korkularını dile getirdiler. Tüm işçilerin sömürüsünü daha da yoğunlaştırmayı gerektiren savaş hazırlıkları: sınır ötesi emek, tünel kazma, füze inşa etme, silah sistemleri geliştirme ve satın alma için daha fazla emek. Tüm bunlara ilaveten savaş ve yeniden yapılanmanın maliyeti işçilere ve yoksullara aktarılır. Hem İsrail devleti hem Batı Şeria’daki FKÖ devleti hem de Gazze’deki Hamas devleti milliyetçilikle gözleri kör edilmiş “kendi” haklarının büyük desteği ile kendi savaş maksatlarında güçlenmiş hisseder. İstisnasız bu üç devlet savaş hazırlıklarına ve sömürünün yoğunlaşmasına karşı radikal milis ve çetelerin terörünü yönlendirmeye devam edecekler, bu direnç barış hareketinin liderleri tarafından dile getirilmiş barış ve kendi kaderini tayin hakkını dilese bile.

Bu yıl Amsterdam’da işçilerin onların Yahudi dost işçilerine, komşularına ve akrabalarına Hollanda’nın faşist nazi işgalcileri tarafından yapılan zulme karşı kitle grevinin sekseninci yıl dönümü. Şimdi İsrail’deki işçilerin, Arapça konuşan İsraillilerle Batı Şeria’daki sınır ötesi işçilerle, Gazze adlı açık cezaevinde ah çeken proleterlerle dayanışması mümkün mü? Uzak Amsterdam’dan bunun gerçek bir ihtimal olup olmadığını görmek zordur. Ancak açık olan işçi sınıfının pasaport, dil, din, iş sözleşmesi tipi gibi mevcut bölünmelerinin bağımsız işçi mücadelesi ile üstesinden gelinebileceğine dair bir sinyal göndermesidir. Ayrıca İsrail, Batı Şeria ve Gazze’deki yönetici ve sömürücü sınıfı savaş yolundan geri adım atmaya ve ücret, iş koşulları, sosyal ve sağlık hizmetleri için talepleri kabul etmeye zorlayabilir.

Arapça ve İbranice konuşan işçiler arasında dayanışmaya engel çok. Önemlilerinden bazıları:

  • İşçileri temsil ettiğini iddia eden örgütler, Histadruth ve Filistin Sendikalarının Yeni Federasyonu gibi devlet sendikaları, savaş sırasında Yahudi işçilerin katılımının engellendiği Filistin grevi gibi ulus bazında işçileri ve grevleri örgütler.
  • “Barış” için savaşan grupları da kapsayan siyasi partilerin ve hareketlerin varlığı, “halkların kendi kaderlerini tayin hakkı “, “öz savunma hakkı” gibi devletlerin hakkını ister. 22 Mayıs Cumartesi Tel Aviv’deki toplantıda barış hareketinin yaptığı açıklamalarda bunun ne anlama geldiğini görelim.

David Grossman

Biz İsrailliler hâlâ gücümüzün bizim için, sadece bizim için, bizim ihtiyaçlarımız ve faydalarımız için uygun olan gerçeği zorlayabilecek zamanın geçtiğini anlamayı reddediyoruz.

Grossman “biz İsrailliler” diye bahsederek işçileri, kapitalistleri ve burjuvaları bir araya getiriyor ve İsrailli işçileri onların farklı pasaport ve dile sahip sınıfdaşlarından ayırıyor. İşçiler devlet ve devlet üstü bir güce sahip değil bu yüzden onlarla özdeşleşmek gibi bir ilgileri yok.

Ayman Odeh

Politikacıların ve güvenlik görevlilerinin, Ürdün Nehri ve Akdeniz arasında yaşayan 7 milyon Filistinliye körken birkaç ay veya birkaç yıl içinde savaşın yeni raundu hakkında konuştuğunu duyarım, “Burada kendi kaderini tayini hak eden iki halk yaşar“.

Odeh tarafından savunulan iki devlet çözümü gerçekleşirse devlete ve “halka” göre sadece işçi sınıfının bölünmesini şimdi her zamankinden daha fazla pekiştirecek hem de sınır ötesi emeğin ve karşıda yeni mültecilerin girişinin devamlılığı yüzünden İsrailli işçilerin eğer yeni gelenlerle mücadele için dayanışma kapasiteleri yoksa onların üzerindeki baskıyı daha da ağırlaştıracak.

Bahsedildiği gibi uzak Amsterdam’dan Orta Doğu’daki durumu değerlendirmek zordur. Özellikle İsrail’deki ve işgal edilmiş bölgelerdeki işçilere, ana dillerine bakmaksızın güncel belirsiz durum içindeki tehditler ve işçiler olarak dayanışma içinde olma imkanları hakkında düşünmek düşüyor.

Orta Doğu’daki Proleterlere

Proleter mücadelenin çoklu dalgasında, Lübnan’da, Suriye’de, Irak’da, İran’da, Mısır’da vs “kendi” sömürücüne ve zalimine meydan okudun. Şimdi İsrail devletinde ve Batı Şeria’daki FKÖ devletinde, Gazze’deki Hamas devletinde zalimlere ve sömürücülere karşı böyle bir proleter mücadele olasılığı var. Bu, işçi mücadelelerinin bölgesel emperyalizmler (Türkiye, İran, Suudi Arabistan vs) arasındaki tansiyonun önemli bir odak noktasını harekete geçirdiği ve sizin de dayanışmanızı beklediği anlamına gelir.

Küresel İşçi Sınıfına

Zengin enerji kaynaklarıyla Orta Doğu bir yanda ABD diğer yanda Çin-Rusya ekseni arasında emperyalist etki alanlarının yeniden dağıtımı mücadelesinde önemli bir odak noktasıdır. İsrail, Batı Şeria ve Gazze’de olanlar kaderinizi belirler. Ya kapitalist barbarlığın ağırlaşması ya da dünya işçi sınıfını yükselişi ve savaş ve sömürünün olmadığı toplumun kurulması.

Fredo Corvo

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: